Namı diğer Kaptanıderya Hüseyin Paşa, gecenin bu saatinde deniz böyle ağırken alargada bekleyen tekneye atladığına göre şirazesi kaymış olmalıydı. Yoksa aklı başında âdemoğlunun yapacağı bir iş değildi bu. Boynundaki muskada mütehassır ayetler taşıyıp, tafsil ile izah edilmesi gereken Kur’an’ı makam ile tilavet edilen bir musiki zanneden garibanın, ‘Biz herkesin kuşunu kendi boynuna doladık,’ ayetini anlamamış olduğu belliydi. Feleğin attığı tokatlar zihin mihverinin şaftını gevşetmişti. İstikametini bilmeyen bir sarhoş misali boş gözlerle etrafına bakınıp yelkenleri açtı. Çılgınca esen rüzgâra gâvur topu oynar gibi kafa atıyor, boşluğa doğru uzatıp geri çektiği küçük kafası debdebeli bir tavus kuşunun hareketlerini andırıyordu. Fırtına hayali bir ejderha gibi uğulduyorken limandan seslendim:
‘Pruvan neta olsun!’
Yirmi iki harf görünürdür. Yirmi üçüncüsü ise saklı. İstanbul’un dar sokaklarında, bir matbaanın gürültüsü arasında Ester, Kaptanıderya Hüseyin Paşa ve Hattat Orhan Efendi aynı sırrın çevresinde buluşur: Yazılmayan, okunmayan ama kaderi değiştirdiğine inanılan bir harf.
Hicret Birik’in Yirmi Üçüncü Harf’i; yazanla yazılanın, arayanla arananın yer değiştirdiği, hakikat ile kurmaca arasındaki sınırların harf harf silindiği özgün bir roman.
top of page

yaşamak kurcalanmalı
₺250,00 Normal Fiyat
₺150,00İndirimli Fiyat
bottom of page
